MedyaPress

Şule Çet davası ertelendi

Üniversite öğrencisi Şule Çet’in ölümüyle ilgili “cinayet”, “nitelikli cinsel saldırı” ve “hürriyeti  tahdit” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 39’ar yıla kadar hapis cezası  istemiyle Çağatay Aksu ve Berk Akand hakkındaki davanın ilk celsesi sona erdi.

Sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmeden mahkeme, davayı 15 Mayıs’a erteledi.

Şule Çet davası ertelendi
0
06 Şubat 2019 - 20:32
Bu haberin tahmini okunma süresi: 7 dakika

Üniversite öğrencisi Şule Çet’in ölümüyle ilgili  “cinayet”, “nitelikli cinsel saldırı” ve “hürriyeti tahdit” suçlarından  ağırlaştırılmış müebbet ve 39’ar yıla kadar hapis cezası istemiyle Çağatay Aksu  ve Berk Akand hakkındaki davanın ilk celsesi yapıldı. 

Ankara 31. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmanın öğleden sonraki  bölümünde müştekilere söz verildi.

Şule’nin babası İsmail Çet, kızının vefatından üç yıl önce Gazi  Üniversitesinde eğitim görmek üzere Ankara’ya geldiğini, ona her ay 500 lira  gönderdiğini, ayrıca 400 lira burs aldığını, ekonomik sıkıntısı olmadığını ifade  etti.

Kızının ilk yıl yurtta, sonraki yıllarda arkadaşlarıyla evde kaldığını  aktaran İsmail Çet, sanıklardan şikayetçi olduğunu bildirdi.

Şule’nin ağabeyi Şenol Çet de “Şule ile aram gayet iyiydi. Tatil  zamanlarında İstanbul’da yanımızda kalıyordu. Bir iki kere ben de harçlık  gönderdim. Sanıklardan şikayetçiyim.” diye konuştu.

Şule’nin diğer ağabeyleri Ercan Bıçak ve İbrahim Bıçak da  kardeşlerinin boş zamanlarında harçlığını çıkarmak için çalıştığını, ona zaman  zaman para verdiklerini ve sanıklardan şikayetçi olduklarını ifade etti.

“Hanımefendi nerede?”

Duruşmada daha sonra olayın meydana geldiği plazanın güvenlik  görevlileri Akif Deniz ve Murat Abalı sırayla “tanık” olarak dinlendi.

Deniz, olay gecesi 00.30 sıralarında sanıklar ve Çet’in plazaya  geldiğini, devriye atarken saat 03.50 civarında diğer görevli Murat Abalı’nın  kendisini arayarak, “Abi bir kütleme oldu” dediğini anlattı.

Etrafa baktıklarını, güvenlik kameralarını takip ettiklerini ifade  eden Deniz, ekranda Akand’ı asansör civarında diz çökmüş, elleri saçlarının  arasında gördüğünü kaydetti.

 Deniz, yanına gittiğinde Aksu’nun, Akand’a “Hadi gidelim” dediğini,  kendisinin ise “Hanımefendi nerede?” diye sorduğunu ifade etti.

Akand’ın “Çıktı gitti, görmedin mi?” dediğini, onlara gürültü  duyduklarından bahsettiklerini anlatan Deniz, daha sonra diğer güvenlik görevlisi  Abalı’dan, sanıkların kızın düştüğünü söylediklerini öğrendiğini ve polisi  aradıklarını aktardı.

Deniz, “O sırada Berk Akand geldi, Çağatay Aksu da aracına bindi,  ayrıldı. Berk, telefon açtı, Çağatay’a ‘Neredesin şerefsiz? Kız nerede?’ dedi. O  da ‘Tamam geliyorum’ dedi.” diye konuştu.

Diğer tanık Abalı da duyduğu şiddetli gürültüyü devriye atan mesai  arkadaşına ilettiğini belirterek, kameralardan sanıkları asansör önünde  gördüklerini, Akand’ın telaşlı, Aksu’nun ise sakin olduğunu kaydetti.

Akand’ın arkadaşına sürekli kızın nerede olduğunu sorduğunu bildiren  Abalı, dışarıda sanıklardan Aksu’nun, Akand’a kızın düştüğünü söylediğini duyduğu  bildirdi.

“Çok kötü şeyler oldu”

Çet’in ev arkadaşı Lilia Trohin ise Şule’yi yaklaşık üç aydır  tanıdığını, ev tuttuklarını, kısa zaman da ev arkadaşlığı yaptıklarını anlattı.

 Olay günü Çet’in, “Çağatay Bey mesaj yazıp duruyor. Ne yapayım?  Gideyim mi? Alacaklarım var. Bir de iş görüşmesi yapacağım.” dediğini, sanık  Aksu’nun “içki içince kendisine asıldığından bahsettiğini” ifade eden Trohin,  kendisinin de “Sen bilirsin. O zaman kısa süre otur, seni arayayım. Bağlantımızı  kesmeyelim.” dediğini aktardı.

Trohin, Çet gittikten sonra, geceleyin konuştuklarında bir sıkıntı  olmadığını ifade etti. Sonradan “Allah’ım salmıyor” şeklinde mesaj alınca Çet’e,  “Ben gelip seni alayım” diye mesaj gönderdiğini anlatan Trohin, “Cevap yoktu. En  son mesajları da gördüm. Ben onu kısa sürede tanıdım, hayat doluydu. Ev  kiralayınca birlikte badana yaptık, camlara macun sürdük.” diye konuştu.

Olay gecesi sanıklardan Berk Akand’ın telefon açtığı ve mesaj  yolladığı Pınar Turgutlu, Akand ile üniversitede tanıştıklarını, ancak olaydan 10  gün öncesine kadar görüşmediklerini ifade etti. Akand’ın, geceleyin kendisini  plazaya davet ettiğini, yanında arkadaşları olduğunu söylediğini anlatan  Turgutlu, ancak ertesi gün işi olduğu gerekçesiyle bunu reddettiğini kaydetti.

Akand’ın kendisine videolar attığını, birinde Aksu ve Çet’in  görüntülerinin de olduğunu, Akand’ın aramaları sıklaşınca telefonu kapattığını  söyleyen Turgutlu, sabahleyin, Akand’ın 02.30 sıralarında “Çok kötü şeyler oldu”,  sabah saatlerinde ise “Beni ara” ya da “Bana dön” şeklinde attığı mesajlarını  gördüğünü ifade etti.

Tarafların avukatları Turgutlu’ya, “Çok kötü şeyler oldu” şeklindeki  mesajın 02.39’da geldiğini, buna karşın arama kayıtlarına göre bu saatten sonra  Akand ile telefon görüşmeleri bulunduğuna dikkati çekti. Akand’ın avukatları,  müvekkillerinin söz konusu mesajı sabah saatlerinde yolladığını söylediğini  belirtti.

Çet ailesinin avukatı Umur Yıldırım, kayıtlara göre Turgutlu ve  Akand’ın 21 dakika görüştükten sonra 02.37’de telefon görüşmesini kestiklerini,  sonra 02.39’da Akand’ın “Çok kötü şeyler oluyor” diye mesaj attığını kaydederek,  “Devamında da mesajlaşma var. Tanık, ‘Ben gece uyudum ve sabah gördüm’ diyor.  Oysa uyanıktı.” dedi.

Turgutlu ise mesajı sabah gördüğüne ilişkin beyanını tekrarladı. 

Çet ailesinin avukatı Yıldırım, dosya kapsamına göre, gece 01.50 ile  02.30 arasında bütün sanıkların internet girişlerinin kesildiğini, bu sıralarda  Şule’ye tecavüz edildiğini kaydederek, Şule Çet’in ne zaman ve neden öldüğünü  anlamaya çalıştıklarını ifade etti.

Sanıklardan Çağatay Aksu ise “Kesinlikle Şule intihar etmiştir. Tedavi  görmüştür. Kanında intihar etken maddesi vardır. Tahliye istemiyorum, beraat  istiyorum.” diye konuştu.

Sanıklardan Çağatay Aksu’nun avukatı Levent Ekmen, dosyanın sosyal  medyada çarpıtıldığını savundu. Şule Çet’in majör depresif olduğunu ve ilaç  kullandığını savunan Aksu, “Şule Çet, atlayan bir kişinin görüntüsünü sosyal  medyada paylaşmış. Altına da ‘Modum’ yazmış. İntiharının şeklini bile göstermiş.”  ifadelerini kullandı.

Müvekkilinin tahliyesini isteyen avukata Şule’nin babası İsmail Çet,  “Senin kızın olsaydı bunu kabul eder miydin?” diyerek tepki gösterdi.

Tutukluluk halinin devamına karar verildi

Berk Akand’ın avukatlarından Hüseyin Ayan, müvekkilinin bir taraftan  bazlama yapıp sattığını, bir yandan da mali müşavirlik sınavına hazırlandığını  belirterek, “Müvekkilim cezaevine girdi, işletmesi kapatıldı, araçlarının  üzerinde haciz var. Eksik soruşturmalar, yanlış değerlendirilen deliller ve  sosyal medya baskısıyla hazırlanan iddianame nedeniyle müvekkilim mağdur durumda.  Müvekkilim en başından beri ‘Ben bu odaya hiç girmedim’ diyor. Bu odaya girmeden,  varsa tecavüz ve aşağıya atma durumu, müvekkilimin bunları yapması söz konusu  değil.” diye konuştu.

Akand’ın diğer avukatı İskender Fatih Balkış da olayın tek tanığı olan  müvekkilinin sonradan sanık haline getirildiğini öne sürdü ve “Benim müvekkilim  için adalet zulmün temeli haline gelmiştir.” dedi.

Müvekkilinin kovuşturma ve soruşturma aşamasında tüm samimiyetiyle  doğruları anlattığını ve soruşturmanın bu aşamaya gelmesini sağladığını ifade  eden Balkış, “Benim müvekkilim olayın meydana geldiği odaya girmemiştir. Diğer  sanık Çağatay Aksu da müvekkilimin olayın gerçekleştiği yere girmediğini ifade  etmiştir. Müvekkilim bu olayın tek tanığıyken sanık konumuna getirilmiştir.  Müvekkilim açısından toplanacak delil kalmadı. Toplanacak deliller de benim  müvekkilimin etki edebileceği deliller değil.” diye konuştu.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı da sanık beyanlarını  kabul etmediklerini, şikayetlerinin devam ettiğini söyledi.

Avukatların ardından söz verilen duruşma savcısı, Çet’in vücudunda çok  sayıda yara ve sıyrık izi bulunduğunun bildirildiğini, bunların tamamının düşme  sonucu olup olamayacağı, düşmeden önce mağdurun herhangi bir darba maruz kalıp  kalmadığına dair rapor alınmasını talep etti.

Savcı, sanıkların tutukluluk halinin devamını istedi.

Müzakereden sonra ara karar açıklayan mahkeme heyeti, düşmeden önce  mağdurun herhangi bir darba maruz kalıp kalmadığına ilişkin rapor alınmasına  hükmetti.

Çet’in tırnaklarında bulunan Akand’a ait DNA örneğinin, avukatların  iddia ettiği gibi el sıkışma veya el ele tutuşup halay çekmeyle geçip  geçmeyeceğinin ortaya çıkarılması için İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor talep  eden heyet, Berk Akand ile Pınar Turgutlu arasındaki telefon irtibatına ilişkin  de rapor hazırlanmasına karar verdi.

Sanıkların tutukluluk halinin devamına hükmeden mahkeme heyeti, davayı  15 Mayıs’a bıraktı.

PİYASALARDA SON DURUM
  • DOLAR
    -
    -
    -
  • EURO
    -
    -
    -
  • ALTIN
    -
    -
    -
  • BIST 100
    -
    -
    -
SÜPER LİG
PTT 1. LİG
# TAKIMLAR O AV P
# TAKIMLAR O AV P